Sağlık ve Tıp

Ana Sayfa  / Yayınlar / Medeniyet Değerlerimiz / Sağlık ve Tıp

İnsanlık tarihiyle eşdeğer olan sağlık ve bu alanla meşgul olan tıp ilmi, tüm insanların temel sorunu ve ilgi alanıdır. Bu doğrultuda sağlık ile ilgilenen tıp, zaman ve zemin fark etmeksizin etnik, dini ve kültürel ayırım yapmaksızın tüm insanlığın ortak ürünüdür. Zira insanlar sağlığını korumaya çalışmış ve karşılaştığı sağlık sorunlarıyla mücadele etmiş ve onlara çözüm aramıştır. Her toplum, yerel veriler ve imkânlar doğrultusunda tedavi yollarına gitmiştir. Bu çözüm önerileri arasında; evrensel nitelikte olanlar insanlar arasında kabul görmüş, geri kalanlar ise yerel bağlamda devam etmiştir. İnsan sağlığını zararlı etkileyen dâhili ve haricî etkenler vardır. İçsel sebepler, bireyin fiziken ve ruhsal olarak varlığına negatif etki etmiş ve her iki bağlamda sağlıklı olmasını engelleyen faktörler olmuştur. Haricî etkenler olan evrensel şartlar, insanların bedensel ve psikolojik yapısına tesir etmektedir. Bu etki, başta ay ve güneş olmak üzere güneş sisteminden tutun da mevsimlere kadar uzanan geniş bir alanı içermektedir. Buna göre; yerel faktörler o bölgedeki insanlara tesir ederken başka bölgelerdeki toplumları daha farklı şekilde etkileyebilmiştir. Bu yerel farklılıklara rağmen, tüm insanlara tesir eden evrensel faktörler de vardır. Bu ise tıp ilminin yerellikten evrenselliğe yönelişini sağlamıştır. Buna göre sağlığın korunması ve bozulan sistemin yeniden kazanılmasına yönelik girişim, çaba ve çalışmalar insanlığın ortak bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Tarihsel süreçte birbirleriyle savaşan toplumlar, öte yandan birbirlerinin tıp ilminden yararlanmışlardır. Nitekim Mısır Firavun Hanedanı prensesleri ile Hitit İmparatorluğu prensesleri arasındaki tıbbi yardım ve destek çağrılarını içeren yazışmalar, bunu kanıtlayan verilerdir. İletişim çağı olan günümüzde de ülkeler ve devletler arasındaki tıbbi destek, insanlık tarihinin bu yönlü bir süreci görünümündedir. Son zamanlarda ortaya çıkan COVID-19 salgını göstermektedir ki bazı salgın hastalıklar sadece bir bölgeye ve kitleye özgü kalmayıp; küreselleşen dünyamızda tüm halkları etkilemektedir. Soruna yönelik tedavi çalışmaları da sadece belirli bir coğrafya ve kesime ait olmayıp tüm insanlığa yönelik olmaktadır.
Tıp ilminin iki ana evresi bulunmaktadır. Bunlardan ilki klasik dönem olarak adlandırılan kadim tıp geleneğidir. İkincisi ise modern tıptır. Modern tıbbın sac ayaklarını kadim tıp oluşturmuştur. Her ilim, çağının sorunlarına yönelik çözümler ürettiği için öncelikle çağına hitap etmektedir. Bu ise mevcut imkânlar doğrultusunda olmaktadır. Üst üste eklenmek suretiyle gelişen bilim, geçmişin birikimleri ve deneyimlerinden de esinlenerek yeni tedavi metotları geliştirmekte ve üretmektedir. Günümüz tıbbı geçmişe göre daha tecrübeli ve gelişmiştir. Geleceğin tıbbının ise çağımız tıbbından daha ileride ve daha başarılı olacağı öngürülmektedir. Her insan özgün bir yapıda olması nedeniyle, geleceğin tıbbının kişiye göre tedavi olacağı açıktır. Bu doğrultuda; geçmiş tıbbından bağımsız, gelecek tıbbı oluşturulamaz.
Bu çalışmamızda ağırlıklı olarak Türk ve İslam tıbbı üzerinde durduk. Evrensel insani bir nitelik olan tıp ilminin çok yönlü bir gelişim süreci ve uluslararası bir niteliği olması nedeniyle, İslami gelenekteki tıp sürecinin elbette Doğu ve Batı’da dayanak serüvenleri vardır. Zira tıp, insanlık tarihinin ortak ürünüdür. Bu doğrultuda genel-geçer ilkeler doğrultusunda tarihsel süreçte yer alan sağlık ilkeleri ile tıp bilginleri, sağlık mekânları ve konuları üzerinde durduk.

Please wait while flipbook is loading. For more related info, FAQs and issues please refer to dFlip 3D Flipbook Wordpress Help documentation.

Toplam Sayfa Ziyareti: 17 - Bugün Sayfa Ziyaretleri: 1