“Osmanlı’da Savaş ve Diplomasi” Söyleşimizi Gerçekleştirdik

Ana Sayfa  / Etkinlik / Söz Ehli / “Osmanlı’da Savaş ve Diplomasi” Söyleşimizi Gerçekleştirdik

“Osmanlı’da Savaş ve Diplomasi” Söyleşimizi Gerçekleştirdik

Evrensel Değerler Derneği olarak, “Medeniyet Değerlerimiz” etkinlikleri kapsamında “Osmanlı’da Savaş ve Diplomasi” konulu söyleşimizi 12 Mart 2020 Perşembe günü gerçekleştirdik. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ın konuşmacı olduğu söyleşimize yönetim kurulumuz ve gönüllülerimiz dinleyici olarak katıldı.

Programımızın başında genel olarak diplomasi konusunun ortaya çıkışı, tarihi ve mitolojideki örneklerine değinilirken, sürecin Osmanlı’ya gelmeden önce diğer devletlerdeki durumundan bahsedildi. Osmanlı’nın kuruluş dönemi, büyüme dönemi ve zayıflama dönemlerindeki diplomasi stratejisi neydi, fetihler gerçekleşmeden önce ülkelerle nasıl diplomatik ilişkiler kurulurdu ve yabancı devletlerden prenseslerle evlenmenin, akrabalık ilişkilerini geliştirmenin diplomatik olarak önemi neydi? Bu konular çerçevesinde ilerleyen söyleşimizden notlar:

“İnsanlık tarihi boyunca savaşlar olageldiği gibi diplomatik ilişkiler de meydana gelmiştir. Hatta savaşlar olumsuz sonuçlanan diplomatik ilişkilerin bir sonucudur. Diplomasi dar anlamda, hükûmetlerin temsilcileri olan kişilerle diğer devletlerin temsilcilerinin yapmış olduğu görüşmeler şeklinde açıklanabilir. Geniş anlamda diplomasi ise bir ülkenin dış politikasında kullandığı tüm yöntem ve metotlar olarak tanımlanır.

Diplomasi bir anlamda uluslararası ilişkiler tarihidir. Devletlerin birbirleri ile yapmış oldukları anlaşmalar tarihi belgelerdir aynı zamanda. Tarihte bilinen ilk yazılı anlaşma olan Kadeş Antlaşması dünya barışı açısından çok önemlidir ve BM’nin kapısında bir kopyası asılıdır.

Tarihte eşit devletler savaşmak yerine çıkarlarını diplomasi yoluyla korumaya çalışmışlardır. Eski Yunan site devletleri, birbirleri ile yenişemedikleri ve ticari ilişkileri dolayısıyla diplomasiyi kullanmışlardır. Roma ise diplomasiyi sadece kazanımlarını kayda geçirmek için kullanmıştır.

Osmanlı Devleti, diplomasi konusunda tarihin her döneminde farklı yollar izlemiştir. Kuruluş döneminde Osmanlı’nın diplomatik yaklaşımı, kendi devlet anlayışını, yönetim anlayışını geniş insan kitlelerine tanıtmaktır. Kurulduğu bölgede birçok beylik bulunan Osmanlı, bu beyliklerle savaşmadan, barış yoluyla, genişleme stratejisini gerçekleştirmiştir. Aynı stratejiyi Bizans’ın prensesleri ile evlenerek, akrabalık ilişkilerini geliştirerek izleyen Osmanlı, Balkanlarda genişleme imkânı bulmuştur.

Devletin güçlü dönemlerinde uyguladığı diplomasiye örnek olarak Fransızlara verilen kapitülasyonlar gösterilebilir. Bu hamle ile Osmanlı, hem Akdeniz’de ticari bir saha bulmuş hem de Hristiyan birliğini zayıflatmıştır. Güç zafiyetinde olduğu dönemlerde uyguladığı diplomasiye örnek olarak da İngilizlere verilen ticari ayrıcalıklar örnek verilebilir. Bu hamle ile de Osmanlı, İngilizlerin desteğini almış ve Yeşilköy civarlarına kadar gelen Rus birliklerine engel olmuştur.

Güçlü dönemlerin diplomatları diğer devletlere sadece emir ve talimatları götürürken zayıf dönemlerin diplomatları, müzakere masasında daha uzun kalmak ve taleplerin en azından yarısını gerçekleştirmek amacını güdüyorlardı. Denge siyasetini yürütmeye çalışıyorlardı. Denge siyasetinin Osmanlı ve Türk tarihindeki en büyük başarısı da Kırım Savaşı’ndan Osmanlı’nın galip devletler safında ayrılması gösterilebilir. Osmanlı, kendisine tehdit oluşturan Rus birliklerinin karşısına diplomatlarının başarısı ile İngilizleri çıkarmış ve savaştan galip ayrılmıştır. Osmanlı Devleti’nin, müzakere masalarında eşit konumda temsil edilmediği her anlaşma aleyhine sonuçlanmıştır, bu da Osmanlı’nın her zaman bireysel olarak kendisini temsil etmek zorunda kalmasına sebep olmuştur. Böyle yaparak istediğini almıştır.

19. yüzyıl Osmanlı açısından var olanı koruma, toprak bütünlüğünü muhafaza etme diplomasisinin yürütüldüğü dönemdir. Güçlü dönemlerdeki gaza stratejisi yerini, Avrupa’da artan milliyetçilik akımlarına bağlı olarak, Osmanlıcılık stratejisine bırakmıştır. Abdulhamid döneminde ise İslam Birliği stratejisi uygulanmıştır. Osmanlı Devleti kendisinden sonra gelen Türkiye Cumhuriyeti’ne en önemli miras olarak diplomatik beceri ve dış işleri becerisini bırakmıştır.”

Toplam Sayfa Ziyareti: 351 - Bugün Sayfa Ziyaretleri: 1