“Kültürel Değerler” Söyleşimizi Gerçekleştirdik

Ana Sayfa  / Etkinlik / Söz Ehli / “Kültürel Değerler” Söyleşimizi Gerçekleştirdik

“Kültürel Değerler” Söyleşimizi Gerçekleştirdik

Evrensel Değerler Derneği olarak, “Söz Ehli” etkinlikleri kapsamında “Kültürel Değerler” konulu söyleşimizi gerçekleştirdik. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak’ın konuşmacı olduğu söyleşimize yönetim kurulumuz ve gönüllülerimiz dinleyici olarak katıldı.

Programımızda kültürel değerler çerçevesinde kültür miraslarından, bu değerlerin korunmasına yönelik girişimlerden, tahrip veya yok olan eserlerden, Osmanlı’nın hâkim olduğu topraklarda bıraktığı tarihi yapılardan ve günümüzde kültürel mirasımızın durumundan bahsedildi, değerlendirmeler yapıldı.

Kültür mirası kavramı, kültür varlıklarını kapsamaktadır. Aynı zamanda kültürel miras, manevi değerleri de içermektedir. Toplumların tarih boyunca yaşadıkları yerlere bıraktıkları izler, kendilerinden sonraki nesillerin geçmişlerini unutmamalarını sağlamıştır. Bırakılan bu izler, yapılar, çizimler, ibadet alanları, insanlar üzerinde maddi değerden çok manevi bir değer oluşturmuştur. İnsanlar kendilerine büyükleri tarafından sözlü yollarla aktarılan bilgiler dışında geçmişleri ile bu şekilde bağ kurmuşlar ve toplumsal hafızayı diri tutmuşlardır. Sözlü tarih geleneği de kültürel mirasın daha iyi anlaşılmasında etkili olmuştur.

İnsanlık tarihi boyunca gerçekleşen savaşlar, toplumların birbirlerine egemen olma yarışları ve sömürge arayışları, milletlerin kültürel miraslarına olumsuz etki etmiştir. Bu olumsuz etkiler çoğu zaman bilinçli olarak gerçekleşmiştir. Bir millete dilini, kültürünü ve değerlerini unutturduğunuzda, silah kullanmanıza gerek kalmaz. Bunun somut halini günümüzde bazı coğrafyalarda görmekteyiz. Sözlü tarih geleneğiyle asırlarca anlatılan hikâyeler, milletlerin diline yapılan yabancı etkilerle manevi bağından koparılıyor ve değersizleştiriliyor. Savaşlar bahane edilerek kültürel miraslara yapılan saldırılarla toplumsal hafıza tamamen silinmeye çalışılıyor. Ve kendi kimliğini bu miraslarla bulan milletler, bütün manevi değerlerini unuttuktan sonra yok olmaya ve sömürülmeye mahkûm oluyor.

Dünyanın en değerli, en verimli ve uğruna en çok kan dökülen topraklarına Osmanlı Devleti 624 yıl sahip olmuştur. Bu süre içerisinde çeşitli coğrafyalara sayısız eser bırakmıştır. Avrupa’dan Asya’ya, Asya’dan Afrika’ya kadar bırakılan bu eserler, orada yaşayan toplumlar için önemli bir mirastır. Ancak Osmanlı Devleti’nin ardından bu coğrafyalarda yönetime gelenler, topluma Osmanlı etkisini unutturmaya çalışmışlardır. Bu girişimlerden de en büyük zararı görenler, kültürel miraslar olmuştur. Müslüman coğrafyalarda kalan kültürel miraslar da sömürgeci ülkeler tarafından tahrip edilmiş ve insanların hafızası silinmeye çalışılmıştır.

Söyleşimiz son günlerde Libya’da yaşanan olaylar nedeniyle oradaki Osmanlı mirasından örneklerle devam etmiştir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde alınan ve 360 yıl Osmanlı himayesinde bulunan Trablusgarp’ta, başta Trablus olmak üzere, Bingazi ve birçok şehirde önemli eserler inşa edilmiştir. Medine-i Kadime (Eski Şehir), Suuq El-Müşir (Müşir Çarşısı), Suuq Et-Turk (Türk Çarşısı), Karamanlı Ahmet Paşa Camisi ve Turgut Reis Camisi ve Türbesi gibi tarihi mekânlar bulunmaktadır. Ancak yok olan ve hasar gören mekânlar da vardır. Geçtiğimiz yıllarda Libya’da yaşanan iç karışıklıklar sebebi ile Trablus’un İspanyol işgalinden kurtarılmasında en önemli etkenlerden biri olan Murat Ağa’nın türbesi havaya uçurulmuştur. Tabi ülkemiz kendi sınırları dışında kalan Osmanlı eserlerini korumaya yönelik çalışmalarına devam etmektedir. TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı) yurt dışındaki çalışmalarına devam etmektedir.

Programımızın son bölümünde Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak genel bir değerlendirme yaparak, kültürel miraslarımızın önemine değindi. Şehirler, kent meydanları bir bütün olarak korunma altına alınmalı. Korunması gereken mirasın küçük bir kısmı müzelerde korunuyor. Ancak insanlara açık bir müze havası sunan büyük eserler, kent meydanlarında bulunmaktadır. Dolayısıyla bu eserlerin çevresel faktörlerden, savaş tehditlerinden korunması gerekiyor. Bu eserlerin çevresinin de korunması gerekmektedir. Bu da eserin çevresindeki yapılaşmanın sağlıklı olması demektir. Sonuç olarak yapmamız gereken sahip olduğumuz kültür miraslarının değerini bilmek ve onları korumaktır. Biz bunu yapabiliriz. İnanç varsa umut da vardır. İmkânlarımız doğrultusunda elimizden geleni yapmalıyız.

Toplam Sayfa Ziyareti: 131 - Bugün Sayfa Ziyaretleri: 1