“Afrika Halklarının Kültürel Değerleri” Konulu Söyleşimizi Gerçekleştirdik

Ana Sayfa  / Etkinlik / Söz Ehli / “Afrika Halklarının Kültürel Değerleri” Konulu Söyleşimizi Gerçekleştirdik

“Afrika Halklarının Kültürel Değerleri” Konulu Söyleşimizi Gerçekleştirdik

Evrensel Değerler Derneği olarak, “Söz Ehli” etkinlikleri kapsamında “Afrika Halklarının Kültürel Değerleri” konulu söyleşimizi 10 Aralık 2019 Salı günü, dernek merkezimizde gerçekleştirdik. Yönetmen ve fotoğrafçı Hamdi Alkan’ın konuşmacı olduğu söyleşimize gönüllülerimiz dinleyici olarak katıldı.

Hamdi Alkan’ın Afrika hikâyesi, 2006 senesinde Gine’ye yaptığı bir seyahatle başlıyor. Kendi deyimiyle bu ziyarette kültürel bir şoka uğrayan Alkan için Afrika, zamanla bambaşka bir hal alıyor. Daha önce birçok kez Afrika kıtasını ziyaret etme fırsatı bulan ve Afrika ile ilgili gözlemler yapan Alkan, geçtiğimiz Ramazan ayında ziyaret ettiği Burkina Faso’daki tecrübelerini bizlerle paylaştı.

Bilindiği gibi Afrika kıtasındaki ülkeler birçok emperyalist devlet tarafından sömürülüyor. Bu ülkelerden biri olan Burkina Faso’da, 1960 yılında bağımsızlığını ilan etmesine rağmen ülkedeki Fransız etkisi yitmiş değil. Afrika’nın batı bölümünde yer alan ve denize kıyısı bulunmayan Burkina Faso’da resmi dil Fransızca.

“İnsan bilmediğinden korkar ve biz Afrika’dan korkmuşuz. Bizlere anlatılan Afrika modelinden farklı bir yer Afrika. Sokaklarında vahşi hayvanların cirit attığı, hırsız çetelerinin insanları gasp ettiği bir yer olarak biliniyor.” Hamdi Alkan, insanların Afrika hakkındaki ön yargılarını bu şekilde ifade ediyor. “Ancak insanlarla gidip iletişim kurduğunuzda, insanların kafasındaki beyaz adam imajını, Müslüman bir beyaz adam ve daha güçlü bir beyaz adam şekline dönüştürebiliyorsunuz. Çünkü gelip sizle konuşan, size öğreten ve hiçbir şey istemeyen bir beyaz adam olarak algılanıyorsunuz.”

Yıllardır yaptığı Afrika ziyaretlerinde ve son olarak da Burkina Faso’daki gözlemleri doğrultusunda Alkan, günlük hayatın devamını sağlayan en basit bilgilerin dahi halk tarafından bilinmediği veya halka unutturulduğu sonucuna varmış. İnsanların birçok basit bilgiye daha önce hiç duymamış gibi tepkiler vermesi, kendilerine yönetilen sorulara aynı kalıp cevaplar ile karşılık vermeleri, halka bazı şeylerin unutturulduğu iddiasını güçlendiriyor. İnsanlara düşünme yetileri kaybettiriliyor. Belki de “Tembel Afrikalı” sözü bu etken bilinmeden ortaya çıkmış olabilir. Çünkü Alkan, yaptığı gözlemlerde halkın hiçte tembel olmadığını söylüyor, insanlar çok güçlü ancak hepsi uyuşturulmuş!

Afrika doğal kaynaklar bakımından zengin bir kıta. Doğal güzellikler, altın, gümüş, petrol, su. Çok büyük su kaynakları olmasına rağmen temizlik sorunu nedeniyle suların çoğu kullanılamıyor. Bu konuyla ilgili yaşadığı bir olayı anlatan Alkan, Gine’ye ilk gittiği zaman bir valiyle suların temizliği üzerine yapılan konuşmada, suyu kireçle dezenfekte edebilecekleri önerisinin onlara çok ilginç geldiğini aktarıyor. Çünkü böyle bir bilgiyi herkes bilirdi. Her şeyin olduğu bir yerde hiçbir şeyin yoka nasıl dönüştürüldüğünü, insanların nasıl muhtaç hale geldiğini bu kadar keskin başka hiçbir olayda anlayamazdım, diyerek şaşkınlığını dile getiriyor.

Halkın ana geçim kaynaklarından biri sokak satıcılığı. İnsanlar ellerinde ne varsa onu satıyor. Kimi bahçede yetişen sebze meyvesini kimi de evinde yaptığı alet edevatı. Tarım uygulamaları alışık olduğumuzdan farklı. Domatesler yeşilken toplanıyor, uzunluğu 20-25 cm’yi bulan bamyalara rastlanabiliyor. Kültürel açıdan ise renkli bir toplum. Fizyolojik olarak çok fazla saçları olmadığı için peruk ve takma saç kullanıyorlar. Saçlarına özen gösteriyorlar. Ellerinde uygun olan şeyleri saçlarında süs olarak kullanıyorlar, boncuk, ip vs.

Programın sonlarına doğru Afrika’daki misyonerlik faaliyetlerinden de bahseden Alkan, insanların eğlence sektörüne yönlendirildiğini ve böylece insanlığa yönelik girişimlerden uzak tutulduklarını söylüyor. Müslüman ülkelerin yaptığı yardımlar ve misyoner kurumların yaptığı yardımlar mahiyet bakımından farklılık gösteriyor. Müslüman halklara sürdürülebilir kalkınmaya yönelik yardımlar yapılınca, devlet Hristiyan halklar için de aynı yardımı yapmayı zorunlu kılıyor. Kilise vakfı birçok yerde eğitimi destekleyici yardımlar yapıyor ancak bu yardımı verirken kendi kültürünü ve dinini de empoze ediyor. Okula başlayacak çocuklara Hristiyanlığı bilmeyi şart koşuyorlar. Müslüman olsanız da dini bilgi anlamında Hristiyanlığı bilmiyorsanız okuldan atılırsınız. Okul kıyafeti olarak kendi kültürlerine ait olan şeyleri giydiriyorlar, mini etek, dar tişört, başı kapatmak yasak. Hal böyle iken bir de bu kurumlarda yetişip iyi yerlere gelen insanlar, yerel halk tarafından örnek alınıyor. Dolayısıyla biz Afrika’daki bu durumu lehimize çevirmeliyiz. O toplumdan yetişmiş, iyi yerlere gelmiş bir Müslüman, birçok kişinin iman etmesine vesile olabilir.

Hamdi Alkan sözlerini şöyle tamamlıyor: İnsanların eğitim ihtiyaçlarını, sürdürülebilir kalkınmaya yönelik ihtiyaçlarını onlara doğru bir şekilde anlatabildiğimizde Afrika’da birçok şeyi değiştirebiliriz.

Toplam Sayfa Ziyareti: 154 - Bugün Sayfa Ziyaretleri: 1